20 Nisan 2009 Pazartesi

ISLAM TARIHI

1 - Asr-ı Saadet
2 - Orta çaĝ
3 - Selçuklu tarihi
4 - Osmanlı tarihi
5 - Yakın tarih
6 - Mezhepler tarihi
7 - Muhtelif konular

İslam'da Sağlığın Korunması

İslam'da Sağlığın KorunmasıMuhterem Müslümanlar!Hz. Peygamber "Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini biliniz."[1] buyuruyor. Bu hadisi şerifde önemli bir uyarma bulunmaktadır. Çünkü hastalık gelmeden sıhhatin değerini bilmek gelecek hastalıklara karşı korunma tedbirleri almayı gerektirir. Doktorun yetişmesi de onu eğitecek kurumların varlığı ile olur.Dinimiz sağlığı korumanın üzerinde önemle durur. Sağlığın korunması İslamiyetin muhafazasını istediği beş gayeden biridir. Hastalıktan sakınmak sağlıklı yaşamaya gayret etmek dini bir vazifedir. Çünkü her şey sağlıklı olmaya bağlıdır. Bundan dolayı bir hadisi şerifde "Kuvvetli mü'min zayıf mü'minden hayırlıdır."[2] buyurularak müslümanın bedenen ve ruhen sağlıklı bulunmasına işaret edilmiştir. Umumî sağlığı temin için de tıp ilmine ve tabib yetiştirilmesine yönelten tedaviye teşvik eden hastalık gelince ne yapalım deyip oturmanın doğru olmadığını gösteren hadis-i şeriflerden birinde "ölümden başka hiçbir hastalık yoktur ki tedavisi kabil olmasın. El verir ki ilacı elde edilsin"[3] buyuruluyor. Anlaşılıyor ki tedavisiz hastalık yoktur. Ancak arayıp tedavi yollarını bulmak gerek. Hastalıklara çare aramayı tedavi yollarına başvurmayı ilaç almayı öğütleyen şu hadis-i şerif ne kadar güzel ve isabetlidir. "Cenab-ı Hakk şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık indirmemiştir. Ey Allah'ın kulları dertlerinize deva arayınız"[4]Günümüzde hastalık gelmeden tedbir almanın doktorlara başvurarak deva aramanın çeşitli yolları vardır. Bunların başta geleni koruyucu aşıları yaptırmaktır. Sağlığın korunmasında koruyucu aşıların çocukluktan itibaren uygulanmasının önemi büyüktür. Çocuk doğar doğmaz hemen sağlık ocakları aşı merkezleri ile ilgi kurup onların aşılarına başlamak lazımdır. Okul çağına kadar bu iş anne ve babalara düşmektedir.Aşı kampanyaları başladığında aşılanmak dinen hepimize düşen vazifeler arasındadır. Çünkü aşılanmayı ihmal ederek Allah korusun hastalığa tutulanlar hem kendilerini korumadıkları hem de hastalığın yayılmasına sebep oldukları için sorumlu olurlar. Aşıları bulunmuş olan hastalıkların aşı ile önlenmesi Peygamberimizin "Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini biliniz" öğüdüne uymaktır. Ayrıca "Kendinizi elinizle tehlikeye atmayınız."[5] mealindeki ayet-i kerimede de buna işaret bulunmaktadır.Kişi kendi ve ailesinin sağlığını korumakla görevli olduğu gibi toplumun ruh ve beden sağlığını koruyacak uzmanları yetiştirmekle de vazifeli tutulmuştur. İslâm alimlerinin büyüklerinden İmam Gazâlî tıp tahsilinin farz-ı kifaye olduğunu belirtiyor. Yani bir cemiyette onları bedenen ve ruhen ayakta tutacak yeteri kadar tabib yetiştirmek o toplumun üzerine farz olur diyor. Bu da konunun önemini belirtmeye yeter bir delildir.Aziz Mü'minler!Sağlığı korumak ve ruhen dinç bulunmak yalnız ilaç veya aşı işi değildir. Yemenin içmenin giyinmenin uyku ve dinlenmenin temizliğin ve yeter derecede bilgi sahibi olmanın da bu mevzuda ayrıca rolleri vardır.Bu hususlarda pek çok uyarıcı hadislerden biri de bizlere ayrı bir ışık tutmaktadır. Resül-i Ekrem buyururlar ki: "Bir yerde veba olduğunu işittiğiniz zaman o yere girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba hastalığı olursa oradan da çıkmayınız"[6] Burada bulaşıcı hastalıkları için karantina uygulanmasının lüzumu açıkça belirtilmiştir.Unutmamak gerekir ki bedenin bütün uzuvlarının sağlığı gibi ruh sağlığı da tıp ilminin dalları arasındadır. Böylece tıp ilmin yarısı sayılmıştır. Bundan dolayıdır ki dinimizde tıp tahsili ve herkesin yeterli sağlık bilgisi edinmesi önemli bir yer tutmaktadır.Hastahaneler açmak onları yaşatmak hastalıkları önleyici tedbirler almak yeni yeni ilaçları bulmaya çaba sarfetmek dinimizin bizlerden istediği vazifelerdendir. Çünkü bütün bunlar sağlığı korumanın vasıta ve sebepleridir. İmam Şafii Hazretleri der ki: "Helal ve haramı bildiren ilimden sonra tıp ilminden daha faydalısını bilmiyorum."Muhterem Mü'minler!Sağlık Allah'ın kullarına verdiği bir nimettir. Onun değeri bilinmelidir. Sağlığımızı hiçbir zaman boşa harcamamalıyız. Onu koruyup ondan faydalanmalıyız. Çünkü Hz. Peygamber buyuruyor ki: "İki nimet vardır ki insanlardan çoğu bunlar hakkında aldanmışlardır. O nimetler sağlık ve boş vakittir."[7] Peygamberimizin öğütlerine uyarak her ikisini de değerlendirmek üzerimize düşen ödevlerdendir. --------------------------------------------------------------------------------
[1] Fethu'l Kebir 1/203
[2] Müslim Ter.Şerhi A.Davudoğlu 10/649 No:2664
[3] Büyük İs.İlmihali Ö.N.Bilmen464
[4] Tirmizi 4/383 No:2038
[5] Bakara Suresi 196
[6] Tecridi Sarih Terc. 9/206
[7] Fethu'l Kebir 3/264

http://www.sadakat.net

İslam'da Sağlığın Önemi



İslam'da Sağlığın Önemi


Muhterem Müslümanlar!


Yüce Allah'ın imandan sonra insanlara verdiği en büyük ve en değerli nimetlerden birisi de sağlıktır. Sağlık olmadan hayatta hiçbir şey olmaz. Çünkü sağlıksız hayatın ne tadı ve ne de bir anlamı vardır. İnsan; hayatını sağlık afiyet ve mutluluk içerisinde sürdürdüğü müddetçe neşeli mutlu huzurlu ve verimlidir. Bu sayede insan hayatın tadı ve güzelliğine; ahiret alemindeki tüm saadetlerin kazanılmasına ulaşır. Sağlığı huzuru ve mutluluğu yerinde olmayan bir Müslüman'ın ne kendisine ne ailesine ve ne de içinde yaşadığı topluma bir faydası olamaz. Değerli Mü'minler!Her zorluğun bir kolaylığı her yokuşun bir inişi olduğu gibi yaşlılıktan başka her derdin de bir devası vardır. Yüce Allah şifası olmayan bir hastalık yaratmamıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) "Allah şifası olmayan hiçbir hastalık yaratmamıştır."[1] "İhtiyarlık hariç her hastalığın bir çaresi ve ilacı vardır."[2] diye buyurmaktadır. Bu nedenledir ki. İslam dinî insan sağlığına çok önem vermiştir. Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin sahih sünnetinde hayatın ve sağlığın Cenab-ı Hakk'ın en büyük emanet ve nimeti olduğu belirtilerek bunların korunması emredilmiştir. Muhterem Mü'minler!Bilgi çağının tüm nimetlerim paylaştığımız şu zamanda modern dünyanın teknik buluşları sanayileşme büyük kalabalıkların bir arada yaşama zorunluluğu iletişimin zirveye ulaştığı çağımızda insanlara bir takım kolaylıklar sağladığı gibi rahatsız eden bir takım hastalıkları da beraberinde getirmiştir. Stresgürültü çevre kirliliği hastalıklı ve zararlı besin maddeleri ve buna benzer diğer zararlı maddeler gibi... Sağlığımızı korumanın iki yönü vardır. Birincisi tedbir ikincisi tedavidir.Bulaşıcı hastalıklardan kaçınmak her türlü temizlik kurallarına azami şekilde dikkat etmek; her vesileyle ellerimizi sabunla yıkamak dengeli beslenmek gıdasız kalmamak her türlü mikroplu içecek ve yiyeceklerden uzak durmak ve mutlaka bu hususta hekimin tavsiyelerine uymak tedbirdir. Her türlü tedbire ve korunmalara rağmen hastalık gelirse şifa aramak ve bulmak için gereğini yapmak da tedavidir. Bu hususta Sevgili Peygamberimiz; "Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz.! Zira Allah ihtiyarlıktan başka dermansız bir hastalık vermemiştir."[3] Yüce Allah ise Kur'anda "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız"[4] diye buyurmaktadır.Aziz Müslümanlar!Hayat mücadelesinde başarılı olmak istiyorsak sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak mecburiyetindeyiz. Çünkü insanoğlu kıyamet gününde ilk olarak sağlık nimetine değer verip vermediğinden sorulacaktır. Dünyada huzurlu ve mutlu olabilmek başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmek ahirette de hesabı kolay verebilmek için sağlığımıza son derece dikkat etmeliyiz.Hutbemi Kanuni Sultan Süleyman'ın şu veciz sözüyle bitiriyorum."Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."--------------------------------------------------------------------------------


[1] Ahmet b.Hanbel: 4278 İbn.Mace 3436 Ebu Davut 3855Tirmizi 2039


[2] Buhari: 10/113 îbn.Mace: 3939


[3] Ebu Davud: 4/37


[4] Bakara Suresi: 195